Vedat Ali KIZILTEPE -TEYZEM

TEYZEM Sabahın beşinde çalan telefonun sesiyle uyandım. İrkilerek kalktım yerimden. “Hayırdır inşallah?” diyerek telefonu açtım; evet, yanılmamıştım. Kırklı yaşlardaki dayıoğlunu kaybetmiştik. Yola düştüğümüzde saat sabahın altısını gösteriyordu. Köye doğru yol almaya başladık. Buz gibi ayaz vardı dışarıda. Kar fırtınası, sis derken, araç güçlükle yol alıyordu. Köye girdiğimizde saat sabahın 10.00’unu gösteriyordu. Cenaze evine gittiğimizde feryat […]
Gülçin Yağmur AKBULUT -DİLİN KOVUĞU

DİLİN KOVUĞU Dilinin kovuğunda o kadar çok çıkmayan sözcük vardı ki Hayriye ninenin. Ölüme alışılmıyordu mesela, hele yalnızlığa… Bir değil, sanki bin sene olmuştu eşi Fahri dede onu bırakıp gideli. Gittiği günden beri gökyüzü güneşsiz, sabahlar karanlıktı. Hissediyordu Hayriye nine, Fahri dedeyle kavuşmalarına az bir zaman kalmıştı. İki oğlu bir kızları olmuştu otuz yıllık mutlu […]
GİDİYORUM BURALARDAN -Necdet EKİCİ

GİDİYORUM BURALARDAN Aynı masaya karşılıklı oturduk. İkimiz de durgun sular gibiydik. Gözleri içinin derinliklerinde uzun süre sustu. Sonra iki karaçalı gibi yükselen gür kaşlarının arasından dolu dolu baktı: “Gidiyorum buralardan, Nazmi.” dedi. “Çok alışmıştık birbirimize.” dedim. “Evet, çok alışmıştık. Üç yıl aynı evi paylaştık. Acı tatlı hatıralarımız oldu. Hâliyle alışıyor insan.” “Mustafa,” dedim. Gözlerime baktı. […]