2- MAVİ YOL 2025-KIŞ SAYISI (2. Sayı)MAVİ YOL DERGİSİ

Teyfik KARADAŞ -ÂŞIK VEYSEL’İN TÜRKÜLERİNDE VEFA

ÂŞIK VEYSEL’İN TÜRKÜLERİNDE VEFA

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için türkü, vefa ve vefasızlık sözlüklerinin anlamlarının açıklanmasının yararlı olacağını düşünüyorum. Türkü sözcüğünün bu güne kadar yüzlerce tanımı yapılmıştır. Bizim için önemli olan, türkünün Türk Dil Kurumu tarafından yapılmış olan tanımıdır. Türk Dil Kurumu’na göre “Türkü, Türkiye’nin sözlü geleneğinde, bir ezgi ile söylenen halk şiirlerinin her çeşidine, verilen addır. Türkülerimiz binlerce yıldan beri Anadolu insanının özü, sözü ve yüreği olmuştur.

Bugün de kültürel öğelerimizin arasında önemli bir yer tutan türkülerimiz, geçmişimiz ile geleceğimiz arasında köprü kurmaktadır. Türkülerimiz bizim özümüz, sözümüz ve yüreğimizdir. Umudumuz, aşkımız, hasretimiz, özlemimiz ve vefamızdır… Toprağın uyanması, rüzgârın esmesi, karın yağmasıdır. Türkülerimiz Ceyhan Nehrinin akması, Sütçü İmam’ın Maraş Kalesi’nde nazlı nazlı dalgalanan bayrağımıza gururla bakmasıdır. Kalelerimizin, şehirlerimizin ortasında dik ve mağrur bir vaziyette durmasıdır. Yani türkülerimiz, bizi bize anlatan, bizi bize tanıtan yürek seslerimizdir.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre vefa kelimesinin üç farklı anlamı vardır: İlk anlamı: Dostluk ve arkadaşlık ilişkilerinde süreklilik sağlamak, arkadaşlığın kıymetini bilmektir. İkinci anlamı: Sözünde durmak, vaat ettiklerini yerine getirmek, sözüne sadık kalmak. Vefa kelimesinin terim anlamı ise; tasavvufta vefa, sözlük anlamında değil, terim anlamında kullanılır. Kulun, Kâlûbela’da Allah’a verdiği sözü tutmasına vefa denir. Tasavvuf inanışına göre Allah, Elesti bi Rabbi küm; (Ben sizin Rabbiniz değil miyim) diye sormuş ve tüm ruhlar da cevabını vermiştir.

İnsan, dünyada olduğu süre boyunca Rabbini zikrederek ve O’na ibadet ederek hatırlamalıdır. Bir gün dönüşün mutlaka O’na olacağını bilmelidir. Bunu bilmeye de, vefa göstermek denir.

Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre, vefasız kelimesinin anlamı: Vefalı kişinin tam aksi olarak, sözünde durmayan, en yakınlarına bile merhamet göstermeyen, borcuna ve sevgisine sadık olmayan, hiçbir manevî bağı bulunmayan kişilere denir.

Bizim dinimizde ve kültürümüzde vefanın önemli ve ayrı bir yeri vardır. Allah’ın bize gönderdiği kutsal kitabımız Kurân-ı Kerim’deki Nahl Sûresinin 95. Ayetinde “Allah’a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz, Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.” diye buyrulmaktadır.

Enes’ten nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde her vefasızın, vefasızlığının göstergesi olarak bir sancağı olacaktır…” Elden vefa, zehirden şifa bekleme. (Türk atasözü) Yukarıda vefaya örnek olarak vermiş olduğum âyet, hadis ve atasözlerimizin sayısını istediğimiz kadar artırabiliriz ama ben mütevazı yaşamı, karakterli kişiliği ve insanların gönlüne dokunan eserleri ile Anadolu insanının gönlüne taht kurmuş Aşık Veysel’in türkülerindeki vefadan örnekler vererek konuyu tamamlamak istiyorum…

Anneye Vefa

Yedi yaşında iken geçirmiş olduğu bir hastalık nedeniyle gözlerini kaybetmek, genç yaşında eşinden ayrılmak gibi önemli talihsizlikler yaşayan Aşık Veysel’in bu kötü günlerindeki en büyük destekçisi annesi olmuştur. Veysel, annesinin kendisi için yaptıklarına duyduğu vefayı “Anam” isimli eserinde dile getirmektedir. “Anam” isimli türküsünün ilk dörtlüğünü paylaşmak istiyorum.

Dokuz ay karnında gezdirdi beni
Ne cefalar çekti ne etti anam
Acı tatlı zahmetime katlandı
Uçurdu yuvadan yürüttü anam

Aşık Veysel’in “Anam” adlı türküsünü bir bütün olarak incelediğimizde, kendi annesine duyduğu vefa duygusunu anlatırken, bütün annelerin de değerli olduğunu dile getirdiğini görmekteyiz…

Yâre Vefa

Aşık Veysel, yaşamış olduğu zorlu coğrafyadaki geçim sıkıntısı nedeniyle, ekmek parası kazanmak için kimi zaman sevgilisinden veya eşinden ayrılarak gurbete gitmiştir. Veysel gurbete gittiği zaman, sılada kalan sevgilisini unutmadığını ve ona özlem duyduğunu yazmış olduğu şiirler ve söylemiş olduğu türkülerle dile getirmiştir. Bunu bir örnekle açıklayacak olursak; Veysel, “Mektup Yâre Selamımı Ulaştır” isimli türküsünde, sevgilisine olan özlemini en duygusal şekilde dile getirmektedir. Bu türkünün ilk dörtlüğü şu şekildedir:

Al kâtip kalemi yaz bu selamı
Mektup yâre selamımı ulaştır
Bir yâr için terk eyledim sılamı
Mektup yâre selâmım ulaştır

Veysel’in bu türküsünü baştan sona okuduğumuz zaman, sevdiğini gurbet elde merak ettiğini ve onunla iletişimi mektup ile sağladığını belirterek, fiziksel olarak uzakta olsa bile yârine gönül bağı ile bağlı olduğunu anlamaktayız…

Toprağa Vefa

Aşık Veysel toprağı, doğumundan ölümüne kadar sadık bir dost ve sevgili olarak görmüştür. Toprağı her zaman bereket ve şifa kaynağı, aynı zamanda insanın özü ve helâl kazancın kapısı olarak değerlendirmiştir. Veysel’in toprağa verdiği değerin ne kadar ön planda olduğunu, “Kara Toprak” isimli türküsünden anlamaktayız…

Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Beyhude dolaştım boşa yoruldum
Benim sadık yârim kara topraktır

diye başlayan “Kara Toprak” türküsünün birinci ve ikinci dörtlüğünde Veysel, dostlarından vefasızlık gördüğünden yakınırken, en güzel ve en iyi vefayı topraktan gördüğünü dile getirmektedir. Aşık Veysel, “Dostlar Beni Hatırlasın” isimli türküsünde, öldükten sonra dostlarından; “Ayrılık Günleri Geldi Dayandı” adlı türküsünde sılasından; “Sazıma” isimli türküsünde, sazından vefa beklediğini anlatmaktadır.

Aşık Veysel’in vefaya dair birçok türküsü olduğu gibi; yârinin, dostlarının, evladının, dünyanın ve insanların vefasızlığına ait çok sayıda türküsü bulunmaktadır.

Sonuç olarak, vefa duygusu, Âşık Veysel’in hayata, insanlara ve olaylara bakış açısında önemli bir kıstas olmuştur. Bu nedenle şiirlerinde ve türkülerinde sevdiklerinden vefa görmeyi arzuladığını vurgularken, vefasızlığın ise insanlarda açtığı yaralara dikkat çekmiştir.

Teyfik KARADAŞ

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu