DÜNYA DENİLEN HANDA
Dünya denilen handa bir garip yolcu gezer
Beniâdemdir namı, yükü dağdan ağırdır
Gafleti tarifsizce, dikenli yolda tozar
Dili baldan kanatlı, sözü Hakk’a sağırdır
Yakınken şahdamarı, gözü uzağı arar
Ruhunda sızı dinmez, saçını yelle tarar
Bırakmaz kıyl û kâli, gününü başa sarar
Bineği topal kısrak, heybe dolu kahırdır
Yolculuğu uçurum, derince yâr gibidir
Pusulası hesapsız, yitik diyar gibidir
Kendi namazın kılan garip ağyar gibidir
Gerçek sandığı amel, fayda etmez sihirdir
İsrafil üfler sûru târumârdır bahçesi
Yaşla kuru karışır, kapanır ser çeşmesi
Taş bile mihengidir, perde olur gökçesi
Bitip tükenir umut, tattığı aş zehirdir
Kendini bilen âdem, Hak’tan döner mi geri
Düşürmez sancağını verse de esrik seri
Cihan içre bin çeşit vardır Hudâ’nın sırrı
Hakk’a giryân gözleri, pak yüreğe zahirdir.
Mustafa IŞIK








