ÖKSÜZ KALIR KALEMLER
(Merhum Ali İhsan Kekeç’e)
Bir türkü ünlendim yalçın dağlara
Kekikler solmadan keven dolmadan
Bir hüzün var anladım boyun bükmüş laleler
Yine bir yıldız kaydı gece sabah olmadan
Bir can daha gider davettir gizemli semalara
Oyun sona erer isteksiz kapanır sahneler
Bundan gayri ağıtlar bahçelere bağlara
Bir turna düşer sert yamaçlardan
Acımasız vurulmuş kanatlar kırık
Sevda selamları ulaşmaz artık sevgiliye
Ne de çabuk geldi kaçınılmaz gün
Hüzünler dağıtır çaresiz acı hıçkırık
Yetimlik miras kalır şimdi haneye
Kekik kokuları gelmez artık dağlardan
Bir şair ölür eyvah! Yetim kalır heceler
Bir ozan ölür ağıt söyler nağmeler
Bir yazar ölür öksüz kalır kalemler
Aşkın izahını kimler yapar bundan böyle
Ancak sevdalarla esrik olur gönüller
Güfte yalnız beste suskun laleler güller
Bir şair ölür ansızın yetim kalır heceler
Ancak bir şair açar gizemli perdeleri
Siyah eriklerin beneklerini görür baharda
Seyreder maveranın her mevsimini
Peygamber develerinin uykuda zikrini dinler
Zeytin gözlerde sevdam aşkını demler
Fesleğen kokuları yayılır analar ağlaşırken
Yas tutar şimdi sazımın tüm perdeleri
Meşe ağaçları altında şimdi durdu tüm zamanlar
Bir ikindi vaktiydi aslında verilen mühlet
Bir söğüt gölgesinde bir dem vaktinde
Son yolculukları sırayla ibretle seyret
Davet edildi şairler ben sıramı beklerken
Sükutun nabzını dinledim gün terkederken
Bir demli çay dostlukla ufka rengin düşürür
Helallik dilerim sizlerden ben o anı beklerken
Helallik dilerim sizlerden ben o anı beklerken
Hanifi Yılmaz-Kahramanmaraş

Ölümünün 3. Yılında bir gurup sevenleri ile yâd ettik rahmetli Tekirli Ozan’ımızı













