Paşayeva Hecer ADİLKIZI

Kökleri Iğdır ve Erzurum yöresine uzanan bir aileden gelmektedir. Ailesi daha sonra İrevan’a göç etmiş, kendisi ise Nahçıvan’da doğmuştur. Nahçıvan Devlet Üniversitesi Azerbaycan Dili ve Edebiyatı Fakültesi’nden mezun olmuştur. Meslek hayatı boyunca Karabağ’da (Laçın) ve hâlen yaşamını sürdürdüğü Bakü şehrinde öğretmen olarak görev yapmaktadır.
Edebî ve publisistik çalışmaları Azerbaycan, Orta Asya ve Türkiye’de çeşitli yayın organlarında yayımlanmıştır. Özellikle Türkiye’nin toplumsal yaşamı ve tarihi üzerine yoğunlaşmakta; bu alanlarda araştırmaya dayalı yazılar kaleme almaktadır.
Iğdır’dan İstanbul’a kadar uzanan şehirleri konu alan geniş hacimli eserleri bulunmaktadır. Son seyahatinde Bursa dâhil olmak üzere dört şehir hakkında publisistik yazılar yazmış, bu çalışmalar okuyucular tarafından ilgiyle karşılanmıştır. Araştırma niteliğiyle öne çıkan eserlerinden biri ise Kapadokya’yı konu alan çalışmasıdır. Edebiyat ve araştırmayı bir araya getiren yazılarıyla, kültürel hafıza ve tarih bilincine katkı sunmaya devam etmektedir.
NEVRUZ BAYRAMI
Nevruz Bayramı, diğer Doğu halklarında olduğu gibi Azerbaycan halkının da zengin maddî ve manevî değerlerini bünyesinde barındıran büyük bir kültür olayıdır. Farklı halklar yeni yılı farklı zamanlarda kutlar. 1 Ocak’ın yeni yıl olarak kabul edilmesi Hıristiyan takvimine dayanır. Ancak o gün yeryüzünde herhangi bir astronomik değişiklik meydana gelmez. 20 Mart’tan 21 Mart’a geçen gece ise Dünya’nın Güneş etrafındaki bir yıllık dönüşü tamamlanır, yıl sona erer. Güneş, konumunu kuzey yarımküreye doğru değiştirir. Yılın yarısında Dünya’nın güney yarımküresi Güneş’e dönük olur, yani “ayakları ısınır”; yılın diğer yarısında, altı ay boyunca ise kuzey yarımküre Güneş’e yönelir, “sırtı ısınır” ve kuzey yarımkürede bahar başlar. Bana göre halklar yeni yılı 20 Mart’ta kutlamalıdır.
Nevruz, ‘yeni gün’ anlamına gelir. Kelimenin hangi dilden geldiğini tartışarak Nevruz’un asıl özüne gölge düşürmek istemem. Çünkü en eski kaynaklarda bile kadim Türklerin Nevruz’u ulusal bir bayram olarak kutladıklarına dair sayısız bilgi bulunmaktadır. Kitab-ı Dede Korkut destanında, Birunî’nin Asârü’l-Bâkiye adlı eserinde, Mahmud Kaşgarlı’nın Dîvânu Lugâti’t-Türk’ünde, Yusuf Has Hacib Balasagunlu’nun Kutadgu Bilig’inde, Nizami Gencevî’nin İskendernâme’sinde ve daha birçok eserde Nevruz Bayramı’na dair önemli bilgiler yer almaktadır. Birunî, Nevruz Bayramı’nın kutlanmasını Azerbaycan ile ilişkilendirir. Nevruz’un temelinde eski halk törenleri, oyunlar, gösteriler ve inançlar yer alır. Daha sonra bu törenlere dini anlamlar yüklenmeye çalışılmışsa da bunların hiçbiri Nevruz’un özüne uygun olmamıştır.
30 Eylül 2009 tarihinde Nevruz Bayramı UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne alınmış, 23 Şubat 2010 tarihinde ise Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 64. oturumunda 21 Mart “Uluslararası Nevruz Günü” ilan edilmiştir. Nevruz; Kuzey ve Güney Azerbaycan’da, İran’da, Türkmenistan’da, Özbekistan’da, Pakistan’da, Kazakistan’da ve Kırgızistan’da büyük bir coşkuyla kutlanmaktadır. Kardeş Türkiye’nin bazı bölgelerinde –Ağrı ve Van çevresi, Iğdır, Kars, Erzurum yörelerinde– Nevruz, Azerbaycan’daki gibi kutlanmaktadır.
Nevruz Bayramı, yılın yenilenmesi; kışın yerini yaza, bahara, yaşama ve hayatın devamına bırakmasıdır. Bu bayramda evlerde kilimler, halılar yıkanır, yorganlar silkelenir, evler temizlenip düzenlenir, pencereler silinir, tüm mutfak eşyaları yeniden yıkanıp yerleştirilir. Bahçeler ve bostanlar kıştan kalan çalı çırpıdan temizlenir, ağaçların kuru dalları budanır, dipleri bellenir; her yerde temizlik ve güzellik, insanın yüzüne gülümser. Nevruz’un kutlanması çarşambalarla başlar. 20 Mart’a kadar dört hafta boyunca dört çarşamba kutlanır. Her çarşamba dört unsura göre adlandırılır: Su, Ateş, Yel (hava) ve Toprak Çarşambaları. Su Çarşambası’na “Ezel Çarşambası” da denir. Baharın ilk nefesini hisseden doğada karlar erimeye, nehirlerin buzları çözülmeye başlar. Toprak kış uykusundan uyanır.
Bu çarşambada sabah erkenden pınar başına gidilir, el yüz yıkanır, çarşamba suyu içilir, evin dört bir yanına su serpilir. İkinci çarşamba Ateş Çarşambası’dır; buna, Üskü Çarşambası veya Haberci Çarşamba da denir. Bu çarşambada Güneş’in sıcaklığı artar, toprak bahar tohumlarını filizlendirmeye hazırlanır. Bugün buğdaydan saksılara semeni ekilir ki Nevruz’a kadar yeşersin. Üçüncü çarşamba Yel Çarşambası’dır. Yel, ince nefesiyle filizlenmek isteyen tohumlara, açılmak isteyen yapraklara dokunur; doğaya baharın gelişini fısıldar.
Yel Çarşambası’ndan iki gün sonra, perşembe günü mezarlıklar ziyaret edilir; kabirler temizlenir, üzerine semeni ve boyanmış yumurta bırakılır, ölüler anılır. Bugüne “Kara Bayram” denir. Dördüncü çarşamba Toprak Çarşambası’dır, İlâhır Çarşamba olarak da bilinir. Bu çarşamba özel bir şekilde kutlanır. Baharın nefesiyle ıslanan, Güneş’le ısınan, rüzgârla uyanan toprak artık ekime hazırdır. Bazı bölgelerde Toprak Çarşambası Nevruz’dan bile daha görkemli kutlanır.
İlâhır Çarşamba gecesi avlularda ateşler yakılır. Herkes ateşin üzerinden atlayarak “Ağırlığım uğurluğum ateşlere” der; kıştan kalan hastalıklarını, sıkıntılarını ateşe verdiğine inanır. Ailesinde yakın zamanda vefat olanlar ateş yakmaz; komşular ve akrabalar onların evine giderek ateşi yakar, yiyecekler getirir. Evlerde çeşitli tepsiler hazırlanır, her aile üyesi için bir mum yakılır. Sofraların vazgeçilmezi pilavlardır: kavurmalı pilav, döşeme pilavı, fesenjan pilavı, sebzeli pilav, turşulu pilav, kabaklı pilav ve daha niceleri… Tatlılardan ise her yörenin kendine özgü tatlıları yapılır: paxlava, şekerbura, çörek, bamya tatlısı vb.
Nevruz’un en ilginç geleneklerinden biri kapıya torba ya da şapka bırakmaktır. Çocuklar kapıyı çalar, saklanır; ev sahibi torbaya yumurta, tatlı, kuruyemiş ya da para koyar. İlâhır Çarşamba’da kulak falı, su falı gibi gelenekler yapılır. Küsler barıştırılır, herkes yeni kıyafetler giyer, bayram temiz bedenle karşılanır.
Doğduğum Nahçıvan şehri Aras Nehri’ne çok yakındır. Aras’ın ötesinde Güney Azerbaycan’ın dağları görünürdü. Biz Nevruz ateşlerini onlara bakarak yakardık. Annem, karşı tarafta ateşler gecikince endişelenirdi. Dumanlar yükseldiğinde ise sevinirdik. Nevruz’da Kosa (kış) ile Keçel (bahar) karşılaşır, oyunlar oynanır, sonunda bahar kışa galip gelir. Nevruz, günümüzde Türk dünyasının ortak olarak kutladığı bayramıdır. İnsanlara sevinç, birlik, hoşgörü ve geleneklere bağlılık aşılar. Umuyorum ki Nevruz, kardeş Türkiye’de de tüm halk tarafından, Türk dünyasıyla birlikte coşku ve şenlik içinde kutlanacaktır.
Paşayeva Hecer ADİLKIZI









