KARGIN SESİ
aynam kırık
aynamın içi paramparça
sırlanmış kuşlar düşüyor
parıldayarak avuçlarıma
hangi uzaklara dalsa gözlerim
yeni kefenlenmiş kadavralar uzatıyorsun
donmuş ır(m)aklara
sen bu şehirde yoksun
hiçbir ışık düşürmüyor gölgeni
sokağın başına
bir kara yılan kıvraklığıyla çıkıyor yollar
hayat duvarları içine yıkılmış
kocamış konaklara
hayli zamandır
yılları, günleri unutuyorum
resmi bir kağıda yazmak mecburiyeti olmasa
bu mahsur ismimi de unuturum ya
üzüldüğüm ara sıra
sesini de unutuyorum
gözlerinin gülüşünü
siyah saçlarını kolonyayla tararken
sobanın yanındaki minderde oturuşunu
aramızdaki penceresiz mekanların
hâl perdeleri
uçuşsun diye
sevdiğin şarkıyı çarpıyorum odamın duvarlarına
sevdiğin sardunyalardan alıp
geceleri onlara,
romanların erdem haritalarını bulamayan korsanları
rüzgâr güllerini
kübik maskeli yel değirmenlerini
ve beni sancho’suz bir don kişot olarak
bu dünyada nasıl bırakıp gittiğini
anlatıyorum
ıhlamur kaynatıyorum çokça
eğer hastaysan biliyorum iyi gelir soluğuna
elma rendeliyorum
parmaklarımdan parçalar kopara kopara
durmadan elma rendeliyorum
hani kursağında elma olan
ölmez diye inanırdın ya
biliyor musun?
senden sonra her şey çok değişti
İçi un ufak olmuş bir ağaç gibi ayakta durdum ama kabuğum sertleşti
ulular ölenler hiçbir şey götüremez diyorlar
ama bilmiyorlar
insanoğlu alaylı bir usûlle
birikmiş tüm emekleri
ölenle birlikte
toprağının derinliklerine gömmeyi
çok iyi biliyor anne
üşüyorum
çok üşüyorum anne
mevsimsiz karlar yağıyor dağlarıma
pencereme, bahçeme, sokağıma
çok kar var
ve bir saçak altı yok şiirlerime
bunca kar
bunca ayaz ve soğuk birikince içime
galiba ben o soğuk
o karlı memleketim
galiba ben
ağrı oldum anne
güzel şiirler yazan arkadaşım deniz
yeşil bir yelek örmüş bana
örgüsü de fena değil hani
şiirleri kadar olamasa da
dallı güllü yün patikleri de severim bilirsin
şiiri öğrettin de
örgü örmeyi öğretmedin ya sen bana
öğrettiler sonra
İki ters, bir düz / iki ters, bir düz
ters düz geçiyormuş ömür
iki kış bir güz
anne ben galiba
janjanlı renkleriyle
salonun bir köşesinde
ö(rü)lmeyi bekleyen
çilesine şişler saplı
bir örgü sepeti oldum
aynam kırık anne
aynamın içi paramparça
Gonca YILMAZ HATUNOĞLU








