SÜMBÜLÜN TÜRKÜSÜ
I
Şebneminde ilk fecrin, açar başın vecd ile
Dağıtır saçlarını, tel tel sıradır sümbül
Zülüfleri incedir, perçemleri beyzalı
Karanlığı ak eder, aşkta çıradır sümbül
Gönül kuşu konarken, ibrişimden dalına
Kokar misk-i amberce, gönle şıradır sümbül
Fecir vakti gülneva, eyler virdin sevdaya
Bengi bengi ıslanır, pâre pâredir sümbül
Sökün eyler ilkyazla, bahar bahçe açılır
Zarâfetin gösterir, cismi sâredir sümbül
Vurur ise avcılar, okla gönül kuşunu
Yaprağından kan damlar, cümle yaradır sümbül
Renk renk açar hercai, yağmurlarla süslenir
Yüreklere ses verir, ismi küredir sümbül
Elif gibi dik durur, erer başı göklere
Destanlaşan aşkıyla, kutlu töredir sümbül
Yayla yaban fark etmez, açar gönül perdesin
Yazla kışın cehdinde, fasl-ı aradır sümbül
Güzelliği cenkleşir, âşığının kalbinde
Kalem kalem imzalı, görklü tûradır sümbül
Nazenindir yaprağı, kıymetini aşk bilir
Yürek terazisinde, ağır daradır sümbül
Çiçeklerin rengârenk, başlar iken ilkyazı
Veysel usta sazında, vera veradır sümbül
Tabiata can verir, dağlar onla şenlenir
Tuvaline ressamın, canlı ıradır sümbül
II
Kırkikindiler yağar, sağanakça üstüne
Kıyam vaktidir onun, gönle çaredir sümbül
Düşer hattat eline, ucu kesik kalemle
Besmeleyle başlayan, Hakk’tan sûredir sümbül
Güneş vurur bağrına, har içinde kavrulur
Bâd-ı sabâ eserken, hare haredir sümbül
“Gülün ömrü az olur” çiçekler cümle öyle
İlkbaharın ceminde, bir dem süredir sümbül
Bazen poyraza gelir, incinir hep zar ile
Feryat figan içinde, içli naradır sümbül
Yüce dağlar başında, koyaklardan su içer
Bir gün mihrican vurur, bahtı karadır sümbül
Encamlıdır her fasıl, nefes bile sayılı
Vuslat cemi biterken, içli yaradır sümbül
Her lütfun bir vakti var, eceli var her şeyin
Gelir vakit an olur, yara beredir sümbül
Eşya bile ölürken, kim sağ kalır dünyada
Solgunluğu mukadder, hele dura/dur sümbül
Gömülürsün doğduğun, tohumunla toprağa
Gerçek yuvan toprak mı, söyle neredir sümbül
Başlasa da nevruzla, bakilik ki yok canda
Zaman esrir solarken, anda firedir sümbül
Nergis, lâle, menekşe, yarenlerdir yazgına
Doğumunla ölümün, Hakk’a göredir sümbül
Celalettin KURT








