3- MAVİ YOL 2026-BAHAR SAYISI (3. Sayı)MAVİ YOL DERGİSİ

Hanifi YILMAZ -MÜKEMMELLİĞİN DİRİLİŞİ

MÜKEMMELLİĞİN DİRİLİŞİ

Yaratılışın gayesi ve insanın bitmek bilmeyen azmi; hep o mutlak güzelliği aramak, bulmak ve bulduğunu bir ömür ruhunda taşımaktır. İnancımızın temel taşlarından biri olan “Allah güzeldir, güzel olanı sever” düsturu, bu arayışın en kutlu rehberidir. Cenab-ı Hak, tüm noksanlıklardan münezzeh olması hasebiyle “Sübhân”dır ve her türlü övgüye lâyıktır. Kur’an-ı Kerim, bizlere sabah akşam tespih hâlinde olmayı, “Sübhânallah” diyerek o eşsiz mükemmeliyete talip olmamızı öğütler. Zira insanoğlu; en güzel yerde, en güzel sûrette ve en güzel zamanda halk edilmiştir. Bu sebepledir ki her birimiz, baktığımız her çehrede,dokunduğumuz her eserde ve tanık olduğumuz her oluşumda, aslında kendi özümüzdeki o kadim güzelliği seyrederiz…

Hayatın akışı içerisinde bazen ruhumuzda kırılmalar yaşar, gri zamanların tozlu perdeleri arkasında sükût ederiz. Eşya ile birlikte durağanlaşır, adeta bir Fetret Devri’nin sancısını çekeriz. Tam bu noktada; mevsimlerin ihtişamlı değişimi, gecenin sabra gebe gündüze evirilişi ve toprağın vuslatla uyanışı, bize yeniden dirilişin muştusunu getirir.

Dirilişin binbir türlü doğurganlığı ve bereketi karşısında durağanlık, bir müminin kalbinde hoş karşılanmaz. Tembellik, atalet ve gaflet; ruhu verimsizliğin karanlığına ittiği için insanoğlu her daim ikaza muhtaçtır. Kerîm Kitabımızın ayetleri, bu manada zihin dünyamızı aydınlatan, fikir dünyamızı inşa eden muazzam bir ikazlar zinciridir. Rabbimiz, bizi «dosdoğru yol» üzerinde canlı ve uyanık tutmak için kâinatı bir ibret aynası
olarak önümüze serer.

Sabahın ilk ışıklarıyla semâya yükselen ezan sesi, sadece bir çağrı değil; her gün yeniden gerçekleşen bir diriliş ilanıdır. Gaflet uykusundan uyanan ruh, disipline olur; bilir ki erken kalkanın ömrü bereketli, rızkı bol olur. Fatiha Sûresi ise bu uyanışın kalbidir. Kelime anlamıyla bir “açılış” olan bu sûre, hamd sırrıyla bizleri diri tutar. Hz. Âdem’e (a.s.) ruh üflendiğinde ilk sözünün “Elhamdülillâh” olması, hayatın ancak şükürle başladığının en büyük nişânesidir. Fatiha; kulun Rabbi’yle olan mukaddes kelâmı, Sırat-ı Müstakîm’de sâbitkadem olabilme talebidir. Kimin huzurunda olduğumuzun idrâki, bize hem edep hem de sonsuz bir saygınlık kazandırır.

Doğum, büyüme ve ölüm… Bu üç merhale aslında dirilişin sürekli güncellenen safhalarıdır. “İnna lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” (Şüphesiz biz Allah’a aidiz ve yine O’na döneceğiz) âyeti, bize vuslatın aslında en büyük diriliş haberini verdiğini fısıldar. Doğumla gelen dünya sürgünündeki dirilişi yaşar, ölümle ise ebedî bir uyanışa kanat çırparız. Yeter ki âmentümüzü şuurla kuşanmış olalım ve “Vel-ba’sü ba’de’l-mevt” (Öldükten sonra dirilmek haktır) sözünü kalbimizin merkezine yerleştirelim.

Hayyü’l-Kayyûm olan Yüce Rabbimiz kerem sahibidir. Mevsimlerin dönüşünde, toprağın her bahar yeniden can bulmasında ve her doğan günün rahmetinde bizlere şu hakikati fısıldar: Güzelliği ara, mükemmeliyete talip ol ve ruhundaki o büyük dirilişi asla terk etme. Sezai Karakoç’un o sarsıcı dizesinde dediği gibi:

Şurası unutulmamalı ki, her dirilişin; ruhun, insanın, kalbin ve doğanın elbette bir görev bilinci vardır yeter ki basiret körelmiş olmasın.

Merhum üstad Sezai Karakoç: “Müslüman, İslam’ı öyle sağ ve diri yaşa ki, seni öldürmeye gelen sende dirilsin” diyerek ruh dünyamızı diri tutmaya davet etmiştir her zaman. Ne mutlu ruhunu dipdiri canlı tutanlara vesselâm.

Hanifi YILMAZ

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu