1- MAVİ YOL 2025-GÜZ SAYISI (ilk Sayı)MAVİ YOL DERGİSİ

Fatime Elihüseyin YILDIZ -AZERBAYCAN TÜRKÜLERİ

Azerbaycan Türküleri

 Fatime Elihüseyn Yıldız

Her bir halkın milli manevi değerlerini aksettiren hususu, onun müziği, müzik kültürüdür. Musiki ruhun aynasıdır. Musiki, insan ruhunun derinliklerinden süzülüp gelen ışıktır. O ışık, sınır tanımadan, din, dil, inanc ve adetlerin yarattığı prangaları çözerek, bütün kalpleri ışınlandırır. Musiki, düşmanı bile dosta çevire bilecek kadar güçlüdür aslında… Yeter ki duyarlı, zengin kalplere aksın… Bu günkü mevzuumuz, Azerbaycan’ın halk ve bestekâr şarkıları olacak…

Azerbaycan’ın çok kadim musiki tarihi vardır. Çok zengin müzik medeniyyeti ve birçok kolları vardır.”Azerbaycan musikisi “dedikte ilk akla gelen, “muğam” oluyor. Muğamın Türkiye’deki karşılığı “Uzun havadır”…

Muğam, içeriğinde derin mânâ, tefekkür barındıran bir müziktir. Genelde edebiyatın qazel türü ile okunuyor. Bu musiki tar ve kemança aletleri eşliğinde ifa ediliyor. 2008- ci yılda Azerbaycan muğamları UNESCO nun Qayrı maddi, medeni ırsı olarak siyahîye dâhil edilmiş, insanlığın kâinatta tenhalık hissini temsil etmesi için kainatda olasi her hangi sivilizasyona ermesi maksadıyla NASA, Voyacer altun pilağa Azerbaycan muğamını yazarak uzaya göndermiştir.

Bu gün, Azerbaycan muğamı, Batı ülkelerinde bile tanınıyor. Örneğin ,”Bayati-Şiraz” çok meşhur, nerdeyse, müzik ve sanatla ilgilenen her hangi halkın bireyi tarafından sevilmiştir.

Bununla beraber, Azerbaycan’ın halk türküleri de çok meşhur, diller ezberi olmuş, yıllar boyu birçok milletler tarafından okunmuş ve hâlâ da okunmakta devam ediyor.

Türkülerde, arzu-istek, dua ve merhamet, ilahi aşk, vatana, insanlığa sevgi vardır her zaman. Azerbaycan milli servetleri, yeraltı ve yerüstü zenginliğiyle beraber, toprak kadar bereketli insanları ile meşhurdur. Neredeyse, her vatandaşın ayrı bir sanatsal hususiyeti, yeteneği vardır… Bu sebeptendir ki, hep başı belâlı olmuştur Azerbaycan’ın…

1933- lü yıllarında, Rus imparatorluğu, nice aydınları, şairleri soğuk, buz tutmuş çöllere sürgün etmiş, hakkı yazanın elini, hakkı savunanın dilini kesmişlerdi…

Örneğin-birçoğunun aşk şarkısı gibi dinlediği-“,Ayrılık” şarkısı, aslında vatan hasretinden, 1957 ci yılda yazılmıştı.

Şarkının sözleri Recep Ferhat İbrahime, musikisi Ali Selimiye aittir. Stalin repressiyası döneminde, Selimiler ailesi İrana sürgün edilmiş ve binlerce insan,1938- de bu sürgün neticesinde, aile bireylerinden ayrı, hasretli bir ömür sürmüştü. Şarkının yaranma tarihi de bu acı yaradan kaynaklı…

16 yaşlı genç- Ali Seliminin bu nisgilli nağmesi, yıllardır yüreklere hüzünle doluyor, her duyduğunda…

İllərdir uzağam arxam elimdən,

Bülbüləm, düşmüşəm ayrı gülümdən,

Zor ilə ayırıb şirin dilimdən,

Ayrılıq, ayrılıq, yaman ayrılıq,

Hər bir dərddən olur yaman ayrılıq…

Şarkının sözleri siyasi değerlendirildiği için eleştiriye maruz kalmış ve şair Ferhat İbrahim’i şarkının sözlerini değiştirerek, onu bir sevgi şiiri şekline salmıştı…

Şarkıyı Reşit Behbudov, Ququş,Yagub Zurufçu,Barış Manço,Zeki Müren gibi meşhurlar ifa etmişler.”Ayrılık’ o kadar populerlik kazanmış ki,bazen onu halk türküsü olduğunu zann ediyorlar…

Demin-“Tar” enstrümanının adı geçti makalemde…

Onu diyecektim ki, tar X asrda, Türküstan türklerinden olan Terhanın oğlu Muhammed, Cerco şehrinin Frab köyünde icad etmiş. Tar hakkında, Qatran Təbrizi, Kişveri, M.Füzuli, Qövsi Tebrizinin şiirlerinde rast gelinir.

Büyük Azerbaycan sanatçıları, millî ruhun aşılanmasında tara yüksek değer, çok yer vermişlerdi… Caz, pop, opera, halk müziği, muğam, hemen- hemen her orkestrada tara önemli yer verilir. Çünkü bu simli alet, diapozonu, tembri ile butun oktavalara uyum sağlaya biliyor.

Dünya şöhretli bestekâr, Üzeyir Hacıbeyov Moskovada sahne alan Azerbeycan incesanatı dekadasında, şöyle söylemiştir- “Ben, opera sanatında, şark enstrümanını öne çekmek istemiş olsaydım, kemançayı da sunardım. Lâkin kemancanın vazifesini skripka (keman) daha dolgun ifade ettiği için buna gerek duymadım… Tar ise şark enstrümanı olduğu takdirde, opera müziğine ayrı bir şirinlik, yenilik katıyor.”

Bu sebepden, tar aleti bu kadar sevimli bir umum dünya enstrümanına çevrilmiştir…

Sürgün edilen Azerbaycan şairlerinden en genç hayattan göçeni – Mikayıl Muşfik, tara ithafen yazdığı şiirde, tara karşı çıkan, tarı yadırgayan kitleye cevap olarak yazmış:

Güzellik sırrına vagifler,

Hep seni dinlemiş,

Okumuş, inlemiş,

İmdi de bizimçin oku, tar!

Seni kim unudar?!

Dikkat etdiyseniz, şiirin dilinde Osmanlı Türkçesi, Türkiye lehçesi vardır. Türkiye Azerbaycan’ın kopmaz birliği, kan, can, ruh bağıdır. Bi de meşhur ” Çırpınırdı Kara deniz” şarkımız vardı, Kara denize olan sevdamızı ileten…

Şair Memmed Aras demiş ki:

“Sahilə çıxıram, Qara dənizlə

Oturub üz-üzə,

Diz-dizə danışmaq istəyirəm mən,

Xəzəri soruşmaq istəyirəm mən:

Məktub alırsanmı Xəzərdən, de bir?

Xəzri dəcəlinin kefi necədir?

 1914-cü yılda Birinci Cahan savaşında Türkiye’nin iştirakinden hadsiz duygulanan daha bir repressiya kurbanı şairimiz Ahmet Cavat, Kara deniz şiri ile tek Türkiyeye değil, bütün Türklüğe kardeşlik sevgisini bediî şekilde, coşkun ilham və ihtirasla ifade etmiştir.

Çırpınırdın Qara dəniz

Baxıb Türkün bayrağına!

“Ah!…” deyərdim, heç ölməzdim

Düşə bilsəm ayağına.

 Şarkı, Ahmet Cavatın Gence şehrinde yazdığı “Çırpınırdı Kara deniz” şiirine meşhur Azerbeycan bestekârı Üzeyir Hacıbeyov tərəfindən dörd il sonra 1918-ci ilde bestelenmiş musiki esasında yaranmışdır. O zaman Üzeyir Bey bu şarkını Nuru Paşanın komandanlığındaki Kafqaz İslam Ordusunun Azərbaycan’daki kahramanlıklarına ithaf etmişti…

Şarkı Azerbaycan’da iki sanatçının ifasında daha popülerdir. Bunlar Azerin və Şemistan Alizamanlıdır.

Azerbaycan’ın yüzlerle türküsü, bu günümüzde Türkiye’de sevilip, söyleniyor.

Aynen, Türk halk müziği, bestekâr ve pop şarkıları, değil yetişkinlerin, hatta çocukların bile ezberinde vardır.

Fatime Elihüseyn Yıldız

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu