1- MAVİ YOL 2025-GÜZ SAYISI (ilk Sayı)MAKALEMAVİ YOL DERGİSİ

Dr. Doğan KAYA -TÜRKÜ

TÜRKÜ

Halkın ruh halini, derdini, neşesini, zevkini, dünya görüşünü, inancını, karşılaştığı olayları yansıtan; hece ölçüsüyle ve bir veya dört dizeli ana bölümlere çoğu defa bağlantıların getirilmesiyle söylenen; manzum ve ezgili anonim ürünlere verilen ad.

Türkçe, söylenmiş şiir anlamına gelen “Türkü”nün “Türkî” sözünden geldiği görüşü ittifakla kabul edilmiş bir görüştür. Yani, “Türk” kelimesine Arapça “î” ilgi ekinin getirilmesiyle vücut bulmuştur. “Türk’e has” anlamına gelen bu söz halk ağzında “Türkü” şekline dönüşmüştür.

Türkü sözü muhtelif Türk boylarında farklı kelimelerle isimlendirilirler.  Türküye Altaylar kojon; Azeri Türkleri mahnı, Başkurtlar halk yırı, Çuvaşlar yurri; Hakaslar tahpah; Karaçaylarcır; Kazaklar türki, türik halık eni, Kırgızlar eldik ır, türkü, Kumuklar yır, Özbekler türki, halk koşiğı, koşık; Tatarlar halık cırı, Türkmenler halk aydımı, Uygur Türkleri de nahşa, koça nahşisi derler.

Türkü terimi ilk defa XV. yüzyılda Doğu Türkistan’da aruz vezniyle yazılmış ve özel bir ezgi ile söylenmiş ürünler için kullanılmıştır. Burada değerlendirmeye çalıştığımız hece vezni ile söylenmiş türkülerin Anadolu’daki ilk örneğini ise, XVI. yüzyılda buluruz. Türkü şekline uygun ve türkü adını taşıyan sözünü ettiğimiz bu parça XVI. yüzyıl halk şairlerinden Öksüz Dede’ye aittir.

Türkülerin Doğuş ve Yayılışları

Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar.

Türküler, başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır. Türküler böylelikle anonimleşirler. Önceleri mahallî hüviyet gösteren türküler, zamanla millî hüviyete bürünürler. Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askerî sevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar.

Yayılma sırasında türkülerin sözlerinde ve ezgilerinde bazı değişiklikler vukua gelir. Kimi zaman bu değişiklikler türküyü tanınmayacak hale getirir; öyle ki bu eserler karşımıza bir başka türkü olarak dahi çıkabilir. Türkülerin bu derece çeşitlenmesinin asıl sebebi kişilerin kabiliyetleridir. Kaynak şahıslar, ezgilerin yapısında önemli ölçüde değişiklik yapabildiği gibi, bu değişikliği türkülerin sözlerinde de yapabilirler.

Bunun yanında halk hikâyelerinden ve saz şairlerinin şiirlerinden vücut bulmuş türküler de vardır. Söz gelişi; bugün Âşık Garip, Kerem, Köroğlu, Karacaoğlan, Gevherî, Dadaloğlu, Dertli, Ruhsatî ve Emrah’a ait pek çok şiir halkımızın dimağında türkü olarak yaşamaktadır. Âşıklar şiirlerini, çeşitli nağmelerle söylerler. Keza tasnif ettikleri hikâyelerin manzum kısımlarında da aynı yola başvururlar. TRT Repertuarında Kerem, Kesik Kerem, Gevheri gibi âşıkların adıyla geçen türkülerin olması bunun açık delilidir. O yüzden gerek şekil gerekse konu bakımından türkü alanında âşıkların yaptığı katkı küçümsenemeyecek derecededir.

Türkülerin Çeşitleri ve Teknik Özellikleri

Türküler genellikle 7, 8 ve 11 hece ile söylenmişlerdir. Ancak az sayıda da olsa 5 ve 15 heceli şiirler de vardır. Bunun yanında bağlantılarla vücuda getirilen türkülerde, ana metinlerle ve bağlantıların heceleri arasında eşitlik olmayabilir. Yani ana metin kısmı 7 hece olan bir türkünün bağlantı kısmı 11 hece olabilir. Bu tarzda ortaya konulmuş pek çok sayıda örnekler vardır.

  • A. 5 heceli türküler,
  • B. 7 heceli türküler,
  • C. 8 heceli türküler,
  • D.11 heceli türküler,
  • E. 15 heceli türküler

Türkülerin Tasnifi

Türküler gösterdikleri çeşitlilik bakımından yapı, konu ve ezgilerine göre tasnif edilebilir.

A. Yapılarına göre Türküler

Türkülerin belirli bir şekli yoktur. İki dizeli türküler olabildiği gibi koşma, mani tarzında yahut ana metinlerle kurulmuş türküler de vardır. Koşma yahut mani olarak bildiğimiz şekiller türkü nağmesiyle söylendiğinde adı geçen şiirlerden ayrılır. Çünkü halk, ezgi ile söylediği parçaları türkü olarak niteler. Koşmalar bilindiği gibi söyleyeni belli şiir türleridir. Ne var ki halkın benimsediği bazı parçalar zamanla anonimleşir ve türkü olarak varlığını sürdürür. Daha ziyade kadınlardan oluşan türkü yakıcıları, bildiği koşma, mani hatta semaî ve destandan birtakım parçalar alarak onu uygun bir ezgi ile terennüm eder. Şekil ve konu birliğinden uzak pek çok türkünün ortaya çıkış sebebi bundan kaynaklanmıştır. Söz gelişi; “Karanfil oylum oylum” manisiyle başlayan ve diğer karanfilli manilerle devam ettirilen fakat farklı ezgi ile söylenmiş bir hayli türkü vardır.
Türkülerin ana metinlerine çoğu zaman dize sayıları farklı olan bağlantılar getirilir. Ancak ana metinlerle bağlantıların hece sayıları eşit olmayabilir. Bağlantılar genel olarak anlamlı sözlerden ibaret olmakla beraber, çeşitli ünlemleri de ihtiva eder.
1. Ana metinleri bir dize olan türküler

2. Ana metinleri iki dize olan türküler

3. Ana metinleri üç dize olan türküler

4. Ana metinleri 4 dize olan türküler

5. Karşılıklı türküler

B. Konularına göre Türküler

Türküler bir fert tarafından ortaya konulan ve zamanla asıl söyleyeni unutulan, şahsa veya topluma ait herhangi bir konuyu aksettiren eserlerdir. Bu konu, doğumdan ölüme kadar insanı ilgilendiren ayrılık, aşk, düğün, deprem, kıtlık, sel vs. gibi felâketler, öldürme, eşkıyalık, savaş ve daha pek çok hadiseyi ve durumu ihtiva eder mahiyettedir.
1. Tabiat türküleri

2. Aşk türküleri

3. Yiğitlik türküleri ve tarihi olayları konu edinen türküler

4. Tören türküleri

     a. Düğün türküleri

aa. Kına türküleri

ab Başöğme / Duvak türküleri

ac. Gelin alma türküleri

aç. Gelin karşılama türküleri

ad. Güvey türküleri

ae. Halk oyunlarında türküler (Halay, Bar, Horon, Zeybek).

     b. Ayin-i cem türküleri

     c. Sayacı türküleri

     ç. Oturak türküleri

5. Askerlik türküleri

6. Yiyecekler üzerine söylenmiş türküler

7. Hayvanlar üzerine söylenmiş türküler

8. Olay türküleri

9. Bitki ve çiçeklerle ilgili türküler

10. Satıcı türküleri

11. Ekin türküleri

12. Ramazan davulcusu türküleri

13. Kişiler üzerine söylenmiş türküler

14. Keder, dert ve hastalık türküleri

15. Gurbet ve hasret türküleri

16. Meslek ve iş türküleri

17. Eşkıya türküleri

18. Ölüm türküleri (Ağıtlar)

19. Ninniler ve çocuk türküleri

20. Hapishane türküleri

21. Mizahî türküler

22. Yergi türküleri

23. Öğretici ve öğüt verici türküler

C. Ezgilerine göre Türküler

Ezgi ile türkü sözleri birbirini tamamlayan iki öğedir. Türkünün daha kalıcı olması ezginin varlığıyla mümkündür. Ezgiye güzellik sağlayan türkü sözleri, müzikte gaye değil araçtır. Melodinin daha rahat anlaşılmasına yardımcı olur. Bu bakımdan sözler ile melodi arasında bir uyumluluğun olması esastır. (Türk halk müziğinin en bariz özelliklerinden birisi; yapısında prozodinin yok denecek kadar az olmasıdır. Bu bakımdan prozodi, bir ezginin otantik değer kazanması gibi belirleyici bir özelliğe sahiptir). Folklor değerlerimiz içinde türküler ayrı bir yere sahiptir. Çünkü insanımız inancını, duygusunu, içinde bulunduğu durumu, düşüncesini sanatlı bir yolla değerlendirirken, bunu en güzel şekilde türkü çerçevesinde gerçekleştirir. Türküler ezgileri bakımından uzun havalar ve kırık havalar olmak üzere iki büyük kısımda değerlendirilmiştir.

A. Uzun havalar: Usulsüz ezgilerdir. Bu ezgiler ölçü ve ritim bakımından serbest olmakla beraber, dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır. Yani söyleyen kişi belirli uslup ve avaz çerçevesinde zevk ve isteğine göre nağmeyi uzatıp kısaltabilir. Avaz, Aydos, Beşiri, Bozlak, Çukurova, Dağbaşı, Divan, Eğin, Elezber, Garib, Gerali, Gurbet havası, Hoyrat, Hoyrat, İbrahimî, Kalenderî, Kayabaşı, Kerem, Maya, Müstezad, Nevruzi, Tatyan, Türkmanî, Yol havası ve Yüksek hava diye adlandırılan parçalar ve bir kısım ağıtlar, kısmen yahut tamamıyla bu grupta mütalaa edilir. Uzun havalar yörelere göre farklı üsluplarda icra edilirler ve Avşar, ağzı, Azeri ağzı, Eğin ağzı, Erzurum ağzı, Harput ağzı, Kerkük ağzı gibi isimlerle anılırlar. Yörelere göre Muhalif, Müstezat, Beşiri, Kalenderi, Zarıncı, Misket gibi adlarla anılan ve kırık yahut uzun hava tarzında terennüm edilen makamlar vardır. Bunların Klasik Türk musikisinde karşılıkları şöyledir: Muhalif-Segâh, Müstezat-Acemaşiran, Beşiri-Mahur, Kalenderî-Saba, Zarıncı-Çargâh, Misket- Eviç.

B. Kırık havalar: Ezgi yönünden usullü, yani ölçü ve ritimleri belli olan parçalardır. Kırık havalar, yörelere göre şu isimlerle karşılanır: Ege bölgesi – zeybek;  Marmara-Trakya Bölgesi, Giresun, Ordu – karşılama; Harput – şıkıltım; Isparta – datdiri; Konya – oturak; Trabzon, Rize, Hopa – horon; Urfa – kırık hava..

Dr. Doğan KAYA

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu